Kayseri Medyası
Kayseri il merkezinde, 21 günlük siyasi gazete, 5 yerel televizyon ve RTÜK'e kayıtlı 16 radyo bulunmaktadır. Günlük gazetelerinden Erciyes Gazetesi web Ofset, diğerleri ise tabaka ofset sistemi ile basılmaktadır. Basın İlan Kurumu'nun Kayseri'de şubesi bulunmaktadır. Erciyes tv, Elif Tv, Kay tv, Kanal 38 ve Erciyes Üniversitesi tarafından yayınlanmakta olan Kampüs tv ile Kayseri medyası oldukça gelişme göstermiştir.
Sosyo-Ekonomik gelişmişlik endeksi
İllerin Sosyo ekonomik gelişmişliklerinin takip edildiği indekse göre Kayseri 1996 yılında 15'i sıradayken, en son 2003 yılında hazırlanan ve 2004 Mayıs'ında yayınlanan indekste ise 19.'dur. Sıra değişimi -4'dür. Her iki indeks çalışmasında da Kayseri, 2. derece gelişmiş iller arasında yer almaktadır
Tarım
Tarım, Kayseri ekonomisinde sanayi, ticaret, ulaştırma sektörlerinden sonra gelmektedir. 671.000 hektar arazi tarımda kullanılmaktadır. Bu miktar il topraklarının %40'ına karşılık gelmektedir. İl sanayisinin %13'ü tarım dışı, %6'sı çayır-mera, %41'i orman fundalıktır. Tarım arazisinin %48'i tahıl ekimine ayrılmakta %42'si ise nadasa bırakılmaktadır. Kalanı baklagillere, endüstriyel bitkilere, yağlı tohumlara, yumru bitkilere, sebzelere ve meyveciliğe ayrılmıştır. 607.000 hektar sulanabilir arazinin 150.000 hektarı ekonomik olarak sulanabilmektedir. Sulama kapasitesi artarken sulu tarımda verim 5-6 kat artacağından sulama projeleri inşaatları sürdürülmektedir.
Hayvancılık
Kayseri'de küçük ve büyükbaş hayvancılık Türkiye ortalamasına yakın olup, küçükbaş potansiyeli büyükbaş potansiyeline göre daha fazla gelişmiş durumdadır. Kanatlı hayvan varlığı Türkiye ortalamasının iki katı seviyesindedir. Kayseri'de üretilen hayvansal ürünler içerisinde parasal değer olarak ilk sırayı et, ikinci sırayı süt, yumurta da üçüncü sırayı almaktadır. Beyaz et 4. ana üründür. Kayseri'de tatlısu balıkçılığı da sürekli gelişmektedir.
Ormancılık
Kayseri orman potansiyeli bakımından zengin değildir. Türkiye orman varlığının %0,5'i Kayseri'dedir. Kayseri'de 22000 hektar normal ve 85000 hektar bozuk olmak üzere 107000 hektar orman arazisi bulunmaktadır. Orman yapısının zayıflığı orman ürünleri üretimini de sınırlamaktadır.
Sanayi
Küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri sanayi sektörünün altyapısı olarak değerlendirilebilir. Kayseri'de KSS kapsamında 3500'e yakın işyeri yapılmıştır. İlde 8 KSS faaliyet göstermektedir. Kayseri'de 6 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 1. Organize Sanayi Bölgesi dışındaki Mimarsinan Organize Sanayi ve İncesu Organize Sanayi bölgeleri 2005 yılında faaliyete başlamıştır. Sanayi altyapısı çerçevesinde Kayseri Serbest Bölgesi de önemli bir yere sahiptir. Kayseri Serbest Bölgesi Türkiye'nin en büyük serbest bölgesi alanına sahiptir. Kayseri Serbest Bölgesinde 2007 yılı verilerine göre yaklaşık 43 tesis faaliyet göstermektedir. Kayseri 1. Organize Sanayi Bölgesinde 2006 yılı itibariyle 711 sanayi tesisi bulunmaktadır.
Ticaret
Ticaret sektörü, gerek sanayileşme ve kentleşme olgularıyla olan iki yönlü bağlantısı ve gerekse yarattığı gelir ve istihdam açısından Kayseri için çok önemlidir. Sanayi yapısı ile tarım ve hayvancılık potansiyeli Kayseri'deki mevcut ticari hayatın gelişmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
Kayseri'nin sanayi üretim kapasitesi ve çeşitliliği dış ticareti de geliştirmiştir. takribi bir buçuk milyar dolar ihracat gerçekleştirilmektedir. İlde 20000'i aşkın ticaretle uğraşan işyeri vardır. Kayseri'de bankacılık da gelişmiştir.
Yatırım ortamı
Gelişim bileşenleri açısından Kayseri yeterli bir ildir.
Sanayinin gelişimini sürdürmesi açısından Kayseri'nin avantajlı olduğu ve olmadığı durumlar irdelendiğinde, dezavantajlı durum görülmemektedir.
Sosyal Yapı
Etnik ve Kültürel bileşenleri açısından Kayseri oldukça kozmopolit sayılabilecek bir ildir.
Genel Olarak Şehir Merkezindeki Yerli ahali (Türk, rum, yahudi ve ermeni kökenli) yanısıra Uzunyayla çevre illerden gelen Çerkes kökenliler, Tomarza ve Sarızlı Avşarlar ile özellikle Türkmen kökenli insanların yanısıra, Karslılar ile Balkan kökenli Arnavut ve Boşnaklarda şehre renk katmakta olup genel olarak oldukça uyumlu ve barış içinde bir görünüm sergiler
Sanayinin gelişimini sürdürmesi açısından Kayseri'nin avantajlı olduğu ve olmadığı durumlar irdelendiğinde, dezavantajlı durum görülmemektedir
15 Eylül 2007 Cumartesi
30 Nisan 2007 Pazartesi
Kayseri çevresindeki en eski yerleşme alanı , şehrin 20 km kuzey doğusunda bulunan Kaniş Höyüğü’dür. M.Ö. 2800 tarihinde Helenistik Çağa kadar önemini koruyan merkezde Eski Tunç Devri, Asur Ticaret Konolonileri ve Hitit Çağları’na ait bir çok belge bulunmuştur. Hititler’den sonra bölgenin Frig hakimiyetine geçmiş ,daha ziyade Kızılırmak Havzasında egemen olan Frig’ler zamanında Mazaka ön plana çıkmıştır. M.Ö. 676 tarihinde Anadolu’ya gelen Kimmerler ‘in Kaniş ve Mazaka’yı tahrip ederek Frig hakimiyetine son verdikleri tarihi kaynaklarda belirtilmektedir.
Kayseri Sancağı Haritası (1916)
Kaniş’in önemini kaybetmesinden sonra,bölgenin kutsal dağı kabul edilen Argaios’un (Erciyes) kuzey eteğindeki Mazaka ön plana çıkmıştır. Kimmerler’in Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’dan atılmaları ile Mazaka, Lidya ve Med hakimiyetine girmiş ve devrin önemli ticaret merkezi olmuştur.
M.Ö. 590 yılında Pers Kralı Kyros’un Lidya Kralı Krisos’u yenmesi ile bütün Anadolu ile birlikte Mazaka’da Pers hakimiyetine girmiştir. İran’dan bölgeye göç eden halk ,kendi ülkelerine benzettikleri Argaios (Erciyes) ve çevresinde yerleşmişlerdir.
KAPPADOKİA KRALLIĞI
M.Ö. 332 yıllarında Ariarathes I ,ilk Kappadokia Kralı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir. M.S. 17 tarihine kadar 349 sene hüküm süren bu krallığın başkenti Mazaka iken ,Ariarathes V zamanında şehrin adı Eusebia olarak değiştirilmiştir. Nihayet takriben M.Ö. 8 yılı içinde tekrar bir değişiklik yapılarak Roma İmparatoru Ceasar’ın adına izafeten CEASAREA ismi verilmiştir. O günden beri 2000 senedir şehir Kayseri adı ile anılmaktadır.
ROMA DÖNEMİ
M.S. 193-211 tarihleri arasında şehir stadyumu yapılmış ve önemli Roma şehirlerinde olduğu gibi bir çok yarışmaların merkezi olmuştur. Şehir surları ise Roma İmparatoru Bordianus III zamanında (M.S. 241) yıllarında yaptırılmıştır. 4.yy’ın başlarında halk tamamen Hiristiyanlaşmış ve Kayseri bu dinin ilmi merkezi haline gelmiştir.
Roma İmparatorluğunun doğu ve batı olarak ikiye bölünmesiyle Kayseri doğuda kaldğı için Bizans şehri olmuştur. Bizans zamanında Arap ve İran ordularının yaptığı İstanbul seferleri sırasında Kayseri defalarca işgal edilmiştir.
KAYSERİ’NİN TÜRKLEŞMESİ
Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın 1071 tarihinde Malazgirt’te Bizans ordularını yenmesiyle Anadolu kapıları Türklere açıldı. Bu tarihten 15 sene sonra, 1085 yıllarında Kayseri’yi artık bir Türk ve Müslüman şehri olarak görmekteyiz. Müslüman Türklerin hakimiyetinde Kayseri’nin eski halkı olan Rum ve Ermeniler’in birer mahallede toplandıkları, çarşı, Pazar ve ticarette yavaş yavaş hakimiyetlerini kaybettikleri görülmüştür.
Şehir süratle yapılan cami, han, medrese, hamam ve çeşmelerle kısa bir sürede tam bir İslam Şehri kimliği kazanmıştır. Bir müddet Danişmendliler’e merkez olan Kayseri özellikle Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubat (I.Alaeddin Keykubat) zamanında Türkiye Selçuklu devletinin Konya ve Sivas ile beraber 3 baş şehrinden birisi olmuştur. Danişmendi ve Selçuklu Yönetimleri zamanında yapılan görkemli yapıların en önemlileri olarak; Camii Kebir,Gülük Camisi ve Hamamı,Hunat Küllüyesi,Şifaiye-Gıyasiye Medresesi,Hacı Kılıç Külliyesi,Lala Muhlisiddin Camisi,Sahabiye Medresesi,Kale Surları ve Yoğunburç sayılabilir.
MOĞOL HAKİMİYETİ
Selçuklu ordusunun 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesi Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve artık Anadolu’da Moğol hakimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri valiler ile Anadolu’yu denetleyen Moğol’lar 150 sene müddetle Kayseri ve Anadolu’nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti, bütün gücünü kaybetmiş ve II.Mesud’dan sonra dağılarak yerini beyliklere bırakmıştır.(1308)
ERETNA BEYLİĞİ VE KADI BURHANEDDİN
Selçuklu Devleti’nden sonra Kayseri, Eretna beyliğinin hakimiyetine geçti. Eretna sülalesine son veren Kayseri Kadısı ve Vezir Kadı Burhaneddin Ahmet 1381 yılında kendi adıyla anılan devletini kurdu. Babası da Kayseri kadısı olan Burhaneddin ,kuvvetli şahsiyete sahip bir hükümdardı. Kılıcı ve zekası gibi kalemi de çok güçlüydü. İyi bir şair olan bu mücadeleci sultanın Kayseri sevgisi şu satırlarında ifadesini bulmaktadır.
“Gözlerümün yaşını ahıdub, ırmağ idüben
Kayseri’yi dahi bu yaş ile Bağdat idelüm.”
Kadı Burhaneddin, 1397-98 tarihinde öldürülmüştür. Oğlu Alaeddin Ali Çelebi (Zeynel Abidin) kısa bir müddet Sivas’ta tahta çıktı. O yıllarda yaklaşan Timur tehlikesine karşı birleşen Anadolu halkı Osmanlı Devleti’ne İltihak kararı aldı. Önce Dulkadiroğlularına, sonrada Osmanlı devletine tabi olan Zeynel Abidin, halkın “İmam Sultan” lakabıyla andığı bilgin bir devlet adamıydı. 1442 tarihinde Kayseri’de vefat eden Zeynel Abidin’in mezarı üzerine Abdulhamid Han tarafından bugün ki türbesi yaptırıldı.
Osmanlıların 1402 ‘de Ankara Savaşı’nda Timur ordularına yenilmeleri ile başlayan “Fetret Devri’nde” Kayseri defalarca Dulkadiroğulları ile Karamanoğulları arasında el değiştirdi.
OSMANLI DÖNEMİ
Fatih Sultan Mehmet zamanında Gedik Ahmet Paşa tarafından Karamanoğulları Beyliği’ne son verilerek Karaman,Konya ve Kayseri bölgeleri Osmanlı toprağına katıldı.(1474) Kayseri’nin 476’dan itibaren eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. 1839 tarihinde Bozok eyaletinde 1867 tarihinde de bağımsız sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini aldı.
YAKIN DÖNEM
Cumhuriyet döneminde 1824 tarihinde yapılan yeni anayasa ile vilayet yapıldı. Bilinen en eski dönemlerinden beri ticaret merkezi olan Kayseri’de devletin öncülüğünde sanayileşme başlatıldı. Sırayla Sümerbank dokuma fabrikası, Teyyare Fabrikası, Ana Tamir Bakım Fabrikası, Asker Dikimevi kuruldu. 1850’den sonra Kayserili ticaretten sağladığı tasarruflarını sanayiye dönüştürmeye başladı. Bugün Kayseri, ortalama büyüklükte bir ticaret ve sanayi şehridir. Güçlenen üniversitesi ile giderek bir kültür merkezi haline gelerek eski ününü yakalama yolundadır.
KAYSERİ BELEDİYESİ
Kayseri’de ilk belediye teşkilatı 1869 yılında kuruldu. O tarihten 1926 yılına kadar Kayseri “mutasarrıflık” (sancakbeyliği) olarak idare edildi. İlk belediye başkanı olan Mollaoğlu Mustafa Ağa’dan bugüne kadar vekiller dahil 50 civarında belediye başkanı bu görevi yürüttü. Özellikle 1950-57 arasında başkanlık yapan Osman Kavuncu’dan sonra modern şehirleşme alanında büyük adımlar atıldı. 1989 yılında büyükşehir statüsü kazanan Kayseri Belediyesi bünyesinde Melikgazi ve Kocasinan olmak üzere 2 merkez ilçe bulunmaktadır
KAYSERİ KÜLTÜR MİRASI
Selçuklular devrinde önemli bir merkez olan Kayseri’de o dönemden kalma çok sayıda camii, medrese, kümbet, çeşme vardır. Bu yapıların günümüzdeki durumu, devrim sanat gücü hakkında fikir vermeye yeterlidir. Cami-i Kebir, Hunat Camii, Hacı Kılıç Camii, Han Camii, Lale Camii abidevi Selçuklu Eserlerinden bazılarıdır. Ortak özellikleri geniş mekanlı ,kitlesel,Loş ışıklı olmalarıdır. Portal (kapı) minber ve mihrapları özellikle belirtilmiştir. Portal ve mihraplar taş işçiliğinin, minberler ağaç işçiliğinin şaheserleridir.Medrese yapılarından en önemlisi 1206 yılında Selçuklu Hanım Sultanlarından Gevher Nesibe Adına yaptırılan şifahane isimli dünyanın ilk tıp medresesi(üniversitesi) ve hastanesidir. Kare bir avlu etrafında sıralanmış odalardan meydana gelen,bitişiğindeki hastanede akıl hastalarının bile tedavi edildiği,devrini aşan bir eserdir. Hunat Medresesi,Hacı Kılıç Medresesi,Sahabiye Medresesi, Seraceddin Medresesi, Köşk Medresesi de aynı şekilde kare planlı yapılan ve abidevi portalleri ile devrin güzide örnekleridir.Kümbet yapılarının çokluğu ve güzelliği yönünden Kayseri Ahlat’tan sonra ikinci sırayı alır. Döner Kümbet Dünyaca tanınan nadir örneklerindendir. Hunat Kümbeti, Gevher Nesibe Kümbeti,Ali Cafer Kümbeti,Köşk Kümbeti vs. aynı devrin güzel mimari örnekleridir. Kümbetler, Orta Asya Türk çadırları biçiminde,Piramit külahlı çokgen gövdeli Abidevi mezar yapılarıdır. Mezar kaide kısmının içinde toprak kısımda bulunur.Osmanlı döneminden kalabilenler,kale içinde Fatih Camii,Mimar Sinan’ın tek esiri Kurşunlu Camii,Kapalı Çarşı birkaç çeşme ve bedestendir.Bu yapılar eski Kayseri’de güzelim Selçuklu Türk evleri arasında muhteşem yerlerini alıyorlardı. Günümüzde Bütünlük bozuldu. Bu yapılar şimdi çok katlı bina yığınları arasında ayakta kalabilenlerle geleceğe uzanmaya çalışıyor yeni yapılarda Türk geleneğini biraz da olsa yansıtabilir veya doğrudan yeni teknik imkanlarla Türk şehir karakteri belli ölçüler de korunabilirdi.
CAMİ-İ KEBİR (ULU CAMİİ)
Ulu Camii
Cami-i Kebir ,1134-1143 yılları arasında Kayseri’yi devletine başkent yapan Danişmendlilerin üçüncü hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafından yaptırılmıştır. Caminin kuzey duvarının üzerindeki mermere çok kalın sülüsle yazılı dört satırlık bir kitabe konulmuştur. Camii dikdörtgen planlı 42 kemer ayağına dayandırılan çatılı, taş kaplamalı,iki kubbeli bir eserdir. Tuğla minaresi yüksek ve kalın inşa edilmiştir. Kıymetli,sanat değerine haiz ahşap minberi yeniden tamir görmüştür. Camii kuzey kapısı üzerindeki Osmanlı Dönemi Kitabesinden anlaşıldığına göre 1722’deki depremden harap olmuş ve imar edilmiştir.
Böylece dört adet olan kapılarda son tamirle bugünkü şekillerini almışlardır.
HUNAT CAMİ-İ
M.Ö.1238 yılında Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat’ın karısı Mahberi Hatun tarafından yaptırılan külliyenin bir kısmıdır. Caminin ortasındaki kubbeli ve minaresi sonradan inşa edilmiştir. Doğu ve batıdaki taç kapıları Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Ahşap minberi orjinaldir. Sağlam kesme taş işçiliği ve kaleyi andıran duvarlarıyla dikkati çeker. “Huand” ismi halk arasında “Hunat” diye telaffuz edilmektedir. Ön kapı kemerinin yukarısına yerleştirilen üç satırlık mermer kitabesinin Türkçe’si şöyledir.
“Bu mübarek camii inşasını Keykubat oğlu , Yüce Sultan din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi, Keyhüsrev devrinde (Mayıs 1238)’ da,büyük alim,kanaatkar, dünya ve dinin yüz akı,hayırlar fatihi Melike,oğluna emretti.
-Allah onun yüce varlığını devamlı kılsın,gücünü artırsın.”
GÜLÜK CAMİİ
Şehrin içinde,Düvenönü semtinin güney-batısında Gülük Mahallesinde yer alır. Danişmendliler’ e ait cami ve medreseden meydana gelir. Selçuklu devri çini mihrabı ve orijinal camii medrese planı ile önem taşıyan bu eser “Gülük” ismini H.735,M.1334 yılında, depremden harap olması üzerine Gülük Şemseddin adında bir kişinin imarı neticesi almıştır. Dikdörtgen plan üzerine kurulmuş Cami ve Medreseden caminin orta bölümünü iki kubbe örtmektedir. Kubbenin kaidesinde dört küçük pencere açılmıştır. Avlu ortasında dama açılan bir ışıklık vardır. Batısında iki katlı medrese hücreleri yer alır. Kapının bulunduğu kesik yüzü, çok zarif işlenmiş bir silme çevirmektedir.
HAN CAMİİ
Şehrin merkezinde Talas caddesi üzerindedir şehrin dış surları kapandıktan sonra han görevi de gördüğü için bu isimle anılmıştır. İyi yontulmuş iri kesme taşlarla yapılmıştır. Camiinin güney tarafında aynı isimli bir kümbet vardır.
LALE CAMİİ
Kayseri Lisesi arkasında Lale Mahallesinde Lala Muhlisiddin Paşa tarafından yaptırılan camii Selçuklu Devrine aittir. Kare planlı, tonozlu camiinin orta bölümü üzerine sonradan muntazam bir kubbe inşa edilmiştir. Mihrap kısmı aslına uygun olarak sonradan yapılmıştır. Selçuklu tarzındaki ahşap minberi ağaç oyma olup üzerinde Ayete’l-Kürsi dolaşır ve orijinaldir.
Minaresi sonradan yapılan caminin, doğu tarafından bir kümbet ile kuzey tarafından bir hamam bulunmaktadır.
DÖNER KÜMBET
Talas yolu üzerinde, yapılan yeni parkın içerisindedir. Etrafındaki eski yapıların temizlenmesiyle bir sanat değeri olarak çıkmıştır. Prenses Şah Cihan Hatun adına yapılmış olan bu türbe,Selçuklu eserlerinin Kayseri’de en güzel örneklerindendir. Kümbet, Sarımtırak kesme taştan yapılmış olup planı itibari ile 12 köşeli bir üst gövdeye sahiptir. Alt kaide de kare planlı olup birde lahit odası yer almaktadır.
Kayseri Sancağı Haritası (1916)
Kaniş’in önemini kaybetmesinden sonra,bölgenin kutsal dağı kabul edilen Argaios’un (Erciyes) kuzey eteğindeki Mazaka ön plana çıkmıştır. Kimmerler’in Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’dan atılmaları ile Mazaka, Lidya ve Med hakimiyetine girmiş ve devrin önemli ticaret merkezi olmuştur.
M.Ö. 590 yılında Pers Kralı Kyros’un Lidya Kralı Krisos’u yenmesi ile bütün Anadolu ile birlikte Mazaka’da Pers hakimiyetine girmiştir. İran’dan bölgeye göç eden halk ,kendi ülkelerine benzettikleri Argaios (Erciyes) ve çevresinde yerleşmişlerdir.
KAPPADOKİA KRALLIĞI
M.Ö. 332 yıllarında Ariarathes I ,ilk Kappadokia Kralı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir. M.S. 17 tarihine kadar 349 sene hüküm süren bu krallığın başkenti Mazaka iken ,Ariarathes V zamanında şehrin adı Eusebia olarak değiştirilmiştir. Nihayet takriben M.Ö. 8 yılı içinde tekrar bir değişiklik yapılarak Roma İmparatoru Ceasar’ın adına izafeten CEASAREA ismi verilmiştir. O günden beri 2000 senedir şehir Kayseri adı ile anılmaktadır.
ROMA DÖNEMİ
M.S. 193-211 tarihleri arasında şehir stadyumu yapılmış ve önemli Roma şehirlerinde olduğu gibi bir çok yarışmaların merkezi olmuştur. Şehir surları ise Roma İmparatoru Bordianus III zamanında (M.S. 241) yıllarında yaptırılmıştır. 4.yy’ın başlarında halk tamamen Hiristiyanlaşmış ve Kayseri bu dinin ilmi merkezi haline gelmiştir.
Roma İmparatorluğunun doğu ve batı olarak ikiye bölünmesiyle Kayseri doğuda kaldğı için Bizans şehri olmuştur. Bizans zamanında Arap ve İran ordularının yaptığı İstanbul seferleri sırasında Kayseri defalarca işgal edilmiştir.
KAYSERİ’NİN TÜRKLEŞMESİ
Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın 1071 tarihinde Malazgirt’te Bizans ordularını yenmesiyle Anadolu kapıları Türklere açıldı. Bu tarihten 15 sene sonra, 1085 yıllarında Kayseri’yi artık bir Türk ve Müslüman şehri olarak görmekteyiz. Müslüman Türklerin hakimiyetinde Kayseri’nin eski halkı olan Rum ve Ermeniler’in birer mahallede toplandıkları, çarşı, Pazar ve ticarette yavaş yavaş hakimiyetlerini kaybettikleri görülmüştür.
Şehir süratle yapılan cami, han, medrese, hamam ve çeşmelerle kısa bir sürede tam bir İslam Şehri kimliği kazanmıştır. Bir müddet Danişmendliler’e merkez olan Kayseri özellikle Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubat (I.Alaeddin Keykubat) zamanında Türkiye Selçuklu devletinin Konya ve Sivas ile beraber 3 baş şehrinden birisi olmuştur. Danişmendi ve Selçuklu Yönetimleri zamanında yapılan görkemli yapıların en önemlileri olarak; Camii Kebir,Gülük Camisi ve Hamamı,Hunat Küllüyesi,Şifaiye-Gıyasiye Medresesi,Hacı Kılıç Külliyesi,Lala Muhlisiddin Camisi,Sahabiye Medresesi,Kale Surları ve Yoğunburç sayılabilir.
MOĞOL HAKİMİYETİ
Selçuklu ordusunun 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesi Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve artık Anadolu’da Moğol hakimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri valiler ile Anadolu’yu denetleyen Moğol’lar 150 sene müddetle Kayseri ve Anadolu’nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti, bütün gücünü kaybetmiş ve II.Mesud’dan sonra dağılarak yerini beyliklere bırakmıştır.(1308)
ERETNA BEYLİĞİ VE KADI BURHANEDDİN
Selçuklu Devleti’nden sonra Kayseri, Eretna beyliğinin hakimiyetine geçti. Eretna sülalesine son veren Kayseri Kadısı ve Vezir Kadı Burhaneddin Ahmet 1381 yılında kendi adıyla anılan devletini kurdu. Babası da Kayseri kadısı olan Burhaneddin ,kuvvetli şahsiyete sahip bir hükümdardı. Kılıcı ve zekası gibi kalemi de çok güçlüydü. İyi bir şair olan bu mücadeleci sultanın Kayseri sevgisi şu satırlarında ifadesini bulmaktadır.
“Gözlerümün yaşını ahıdub, ırmağ idüben
Kayseri’yi dahi bu yaş ile Bağdat idelüm.”
Kadı Burhaneddin, 1397-98 tarihinde öldürülmüştür. Oğlu Alaeddin Ali Çelebi (Zeynel Abidin) kısa bir müddet Sivas’ta tahta çıktı. O yıllarda yaklaşan Timur tehlikesine karşı birleşen Anadolu halkı Osmanlı Devleti’ne İltihak kararı aldı. Önce Dulkadiroğlularına, sonrada Osmanlı devletine tabi olan Zeynel Abidin, halkın “İmam Sultan” lakabıyla andığı bilgin bir devlet adamıydı. 1442 tarihinde Kayseri’de vefat eden Zeynel Abidin’in mezarı üzerine Abdulhamid Han tarafından bugün ki türbesi yaptırıldı.
Osmanlıların 1402 ‘de Ankara Savaşı’nda Timur ordularına yenilmeleri ile başlayan “Fetret Devri’nde” Kayseri defalarca Dulkadiroğulları ile Karamanoğulları arasında el değiştirdi.
OSMANLI DÖNEMİ
Fatih Sultan Mehmet zamanında Gedik Ahmet Paşa tarafından Karamanoğulları Beyliği’ne son verilerek Karaman,Konya ve Kayseri bölgeleri Osmanlı toprağına katıldı.(1474) Kayseri’nin 476’dan itibaren eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. 1839 tarihinde Bozok eyaletinde 1867 tarihinde de bağımsız sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini aldı.
YAKIN DÖNEM
Cumhuriyet döneminde 1824 tarihinde yapılan yeni anayasa ile vilayet yapıldı. Bilinen en eski dönemlerinden beri ticaret merkezi olan Kayseri’de devletin öncülüğünde sanayileşme başlatıldı. Sırayla Sümerbank dokuma fabrikası, Teyyare Fabrikası, Ana Tamir Bakım Fabrikası, Asker Dikimevi kuruldu. 1850’den sonra Kayserili ticaretten sağladığı tasarruflarını sanayiye dönüştürmeye başladı. Bugün Kayseri, ortalama büyüklükte bir ticaret ve sanayi şehridir. Güçlenen üniversitesi ile giderek bir kültür merkezi haline gelerek eski ününü yakalama yolundadır.
KAYSERİ BELEDİYESİ
Kayseri’de ilk belediye teşkilatı 1869 yılında kuruldu. O tarihten 1926 yılına kadar Kayseri “mutasarrıflık” (sancakbeyliği) olarak idare edildi. İlk belediye başkanı olan Mollaoğlu Mustafa Ağa’dan bugüne kadar vekiller dahil 50 civarında belediye başkanı bu görevi yürüttü. Özellikle 1950-57 arasında başkanlık yapan Osman Kavuncu’dan sonra modern şehirleşme alanında büyük adımlar atıldı. 1989 yılında büyükşehir statüsü kazanan Kayseri Belediyesi bünyesinde Melikgazi ve Kocasinan olmak üzere 2 merkez ilçe bulunmaktadır
KAYSERİ KÜLTÜR MİRASI
Selçuklular devrinde önemli bir merkez olan Kayseri’de o dönemden kalma çok sayıda camii, medrese, kümbet, çeşme vardır. Bu yapıların günümüzdeki durumu, devrim sanat gücü hakkında fikir vermeye yeterlidir. Cami-i Kebir, Hunat Camii, Hacı Kılıç Camii, Han Camii, Lale Camii abidevi Selçuklu Eserlerinden bazılarıdır. Ortak özellikleri geniş mekanlı ,kitlesel,Loş ışıklı olmalarıdır. Portal (kapı) minber ve mihrapları özellikle belirtilmiştir. Portal ve mihraplar taş işçiliğinin, minberler ağaç işçiliğinin şaheserleridir.Medrese yapılarından en önemlisi 1206 yılında Selçuklu Hanım Sultanlarından Gevher Nesibe Adına yaptırılan şifahane isimli dünyanın ilk tıp medresesi(üniversitesi) ve hastanesidir. Kare bir avlu etrafında sıralanmış odalardan meydana gelen,bitişiğindeki hastanede akıl hastalarının bile tedavi edildiği,devrini aşan bir eserdir. Hunat Medresesi,Hacı Kılıç Medresesi,Sahabiye Medresesi, Seraceddin Medresesi, Köşk Medresesi de aynı şekilde kare planlı yapılan ve abidevi portalleri ile devrin güzide örnekleridir.Kümbet yapılarının çokluğu ve güzelliği yönünden Kayseri Ahlat’tan sonra ikinci sırayı alır. Döner Kümbet Dünyaca tanınan nadir örneklerindendir. Hunat Kümbeti, Gevher Nesibe Kümbeti,Ali Cafer Kümbeti,Köşk Kümbeti vs. aynı devrin güzel mimari örnekleridir. Kümbetler, Orta Asya Türk çadırları biçiminde,Piramit külahlı çokgen gövdeli Abidevi mezar yapılarıdır. Mezar kaide kısmının içinde toprak kısımda bulunur.Osmanlı döneminden kalabilenler,kale içinde Fatih Camii,Mimar Sinan’ın tek esiri Kurşunlu Camii,Kapalı Çarşı birkaç çeşme ve bedestendir.Bu yapılar eski Kayseri’de güzelim Selçuklu Türk evleri arasında muhteşem yerlerini alıyorlardı. Günümüzde Bütünlük bozuldu. Bu yapılar şimdi çok katlı bina yığınları arasında ayakta kalabilenlerle geleceğe uzanmaya çalışıyor yeni yapılarda Türk geleneğini biraz da olsa yansıtabilir veya doğrudan yeni teknik imkanlarla Türk şehir karakteri belli ölçüler de korunabilirdi.
CAMİ-İ KEBİR (ULU CAMİİ)
Ulu Camii
Cami-i Kebir ,1134-1143 yılları arasında Kayseri’yi devletine başkent yapan Danişmendlilerin üçüncü hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafından yaptırılmıştır. Caminin kuzey duvarının üzerindeki mermere çok kalın sülüsle yazılı dört satırlık bir kitabe konulmuştur. Camii dikdörtgen planlı 42 kemer ayağına dayandırılan çatılı, taş kaplamalı,iki kubbeli bir eserdir. Tuğla minaresi yüksek ve kalın inşa edilmiştir. Kıymetli,sanat değerine haiz ahşap minberi yeniden tamir görmüştür. Camii kuzey kapısı üzerindeki Osmanlı Dönemi Kitabesinden anlaşıldığına göre 1722’deki depremden harap olmuş ve imar edilmiştir.
Böylece dört adet olan kapılarda son tamirle bugünkü şekillerini almışlardır.
HUNAT CAMİ-İ
M.Ö.1238 yılında Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat’ın karısı Mahberi Hatun tarafından yaptırılan külliyenin bir kısmıdır. Caminin ortasındaki kubbeli ve minaresi sonradan inşa edilmiştir. Doğu ve batıdaki taç kapıları Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Ahşap minberi orjinaldir. Sağlam kesme taş işçiliği ve kaleyi andıran duvarlarıyla dikkati çeker. “Huand” ismi halk arasında “Hunat” diye telaffuz edilmektedir. Ön kapı kemerinin yukarısına yerleştirilen üç satırlık mermer kitabesinin Türkçe’si şöyledir.
“Bu mübarek camii inşasını Keykubat oğlu , Yüce Sultan din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi, Keyhüsrev devrinde (Mayıs 1238)’ da,büyük alim,kanaatkar, dünya ve dinin yüz akı,hayırlar fatihi Melike,oğluna emretti.
-Allah onun yüce varlığını devamlı kılsın,gücünü artırsın.”
GÜLÜK CAMİİ
Şehrin içinde,Düvenönü semtinin güney-batısında Gülük Mahallesinde yer alır. Danişmendliler’ e ait cami ve medreseden meydana gelir. Selçuklu devri çini mihrabı ve orijinal camii medrese planı ile önem taşıyan bu eser “Gülük” ismini H.735,M.1334 yılında, depremden harap olması üzerine Gülük Şemseddin adında bir kişinin imarı neticesi almıştır. Dikdörtgen plan üzerine kurulmuş Cami ve Medreseden caminin orta bölümünü iki kubbe örtmektedir. Kubbenin kaidesinde dört küçük pencere açılmıştır. Avlu ortasında dama açılan bir ışıklık vardır. Batısında iki katlı medrese hücreleri yer alır. Kapının bulunduğu kesik yüzü, çok zarif işlenmiş bir silme çevirmektedir.
HAN CAMİİ
Şehrin merkezinde Talas caddesi üzerindedir şehrin dış surları kapandıktan sonra han görevi de gördüğü için bu isimle anılmıştır. İyi yontulmuş iri kesme taşlarla yapılmıştır. Camiinin güney tarafında aynı isimli bir kümbet vardır.
LALE CAMİİ
Kayseri Lisesi arkasında Lale Mahallesinde Lala Muhlisiddin Paşa tarafından yaptırılan camii Selçuklu Devrine aittir. Kare planlı, tonozlu camiinin orta bölümü üzerine sonradan muntazam bir kubbe inşa edilmiştir. Mihrap kısmı aslına uygun olarak sonradan yapılmıştır. Selçuklu tarzındaki ahşap minberi ağaç oyma olup üzerinde Ayete’l-Kürsi dolaşır ve orijinaldir.
Minaresi sonradan yapılan caminin, doğu tarafından bir kümbet ile kuzey tarafından bir hamam bulunmaktadır.
DÖNER KÜMBET
Talas yolu üzerinde, yapılan yeni parkın içerisindedir. Etrafındaki eski yapıların temizlenmesiyle bir sanat değeri olarak çıkmıştır. Prenses Şah Cihan Hatun adına yapılmış olan bu türbe,Selçuklu eserlerinin Kayseri’de en güzel örneklerindendir. Kümbet, Sarımtırak kesme taştan yapılmış olup planı itibari ile 12 köşeli bir üst gövdeye sahiptir. Alt kaide de kare planlı olup birde lahit odası yer almaktadır.
29 Nisan 2007 Pazar
MEHMET ÇALIK BEŞTEPELER PARKI

Şehir seviyesinden 110 metre yükseklikte 200.000 metrekare genişliği ile Anadolu'nun en büyük yeşil alanı olan Beştepeler Parkı, 2001 yılında yapılan yeni düzenlemeler ile sosyal, kültürel ve sportif bir cazibe merkezi haline getirildi.
Kayseri'nin unutulmaz belediye başkanlarından merhum Mehmet Çalık'ın isminin verildiği parkta, piknik alanlarının yanısıra Kayseri Evi, Kır Kahvesi, Döner Restaurant, açıkhava tiyatrosu, gölet, hayvanat bahçesi, kaykay pisti ve gözetleme kulesi gibi bölümler bulunuyor. Aydınlatma ve sulama tertibatı baştan aşağı yenilenen parka ayrıca yürüyüş yolları, koşu parkuru, ücretsiz araç otoparkları ve kamelyalar eklendi. Beştepeler Parkı'nda ayrıca "Erciyes Ekspresi" adı verilen ve belediyenin kendi atölyesinde imal edilen tekerlekli bir mini tren de çocuklar için turlar düzenliyor. Yaklaşık 2.5 trilyon lira harcanan park, açıldığı tarihten buyana gerek hafta içi gerekse haftasonları vatandaşların akınına uğruyor. Sıcak yaz günlerinde bir nebze olsun dinlenme fırsatı arayan vatandaşlar için ideal bir mekan haline getirilen Beştepeler Mehmet Çalık Parkı yeni haliyle büyük beğeni topladı. Yılda ortalama 1.500.000 vatandaşımızın ziyaret ettiği Beştepeler Parkı, Kayseri’nin en gözde mekanlarından biri olarak kabul ediliyor. Yıllardır içine girmeye çekindikleri Beştepeler Parkı'nın şimdi tam bir dinlenme ve huzur mekanı haline geldiğini ifade eden vatandaşlar, yapılan çalışmaların ne kadar yerinde olduğunu gösterilen ilginin ortaya çıkardığına dikkat çektiler.
Neler Var?
Geleneksel Kayseri evlerinin mimarisinde inşa edilen iki katlı Kayseri Evi, vatandaşların ziyaretine açık tutuluyor. Tavan süslemeleri, merdivenleri, trabzanları, perdeleri ve yer döşemeleri gibi iç mimarisini oluşturan ögeleri ile insanı geçmişe götüren Kayseri Evi, Beştepeler Parkı'nın hemen girişinde ziyaretçilerini bekliyor.
Bir sıcak çay ya da soğuk bir kola içmek için gelmişseniz eğer, Kır Kahvesi tam size göre. Uzayıp giden çam ağaçlarının arasında serinlemek ve dinlenmek için ideal bir mekan olan Kır Kahvesi'nde tost, hamburger ya da dürüm gibi ayaküstü yiyecekler bulmanız da mümkün
Ailenizle ya da şehir dışından misafirlerinizle nezih bir ortamda yemek yemeyi düşlemişseniz Döner Restaurant sizleri bekliyor. Zeminine yerleştirilen sistem sayesinde 45 dakikada bir tur atan restauranta balıktan çorbaya, sebze yemeklerinden kebaba kadar her türlü yemeği bulmanız mümkün.
Açıkhava tiyatrosunda her türlü sosyal ve kültürel etkinliğin yapılabileceği parkta ayrıca üç adet de gözetleme kulesi ve panoramik dürbün bulunuyor. Şehri seyretmek amacıyla kurulan dürbünlerden ücretsiz olarak yararlanılıyor. 0-6 yaş gurubu çocuklar için düzenlenen oyun guruplarının yanısıra, yetişkin çocuklar için yapılan kaykay pisti de bulunuyor.
Gölet ve hemen yanıbaşında bulunan hayvanat bahçesinin sevimli sakinleri, bu parka gelen vatandaşlara ayrı bir hava katıyor. Midilli atı, ceylan ve tiftik keçisi gibi ahır hayvanlarının yanısıra papağandan muhabbete, tavus kuşundan sülüne kadar çok sayıda kuş bulunuyor. Hayvanat bahçesinin gölet kısmında da onlarca su kuşunun yanısıra kuğu ve flamingo gibi nadide kuşlar da yer alıyor.
Bilgi İçin: 0 352 347 38 46
Rubai ( Beştepeler Parkı )
"Bilmiyorum o taraflara hiç düştü mü yolunuz?
Gidin de, huzur ve yaşama sevinciyle dolunuz
Gündüz Gençlik Parkı, gece sanki Boğaziçi
kayseri Hanları

Kayseri Bünyan ilçesi, Büyük Tuzhisar Bucağı, Sultanhanı Köyü’nde bulunan bu han Kayseri’ye 47 km. uzaklıktadır. Sultan Hanı’nın kitabesi bulunmasına rağmen silindiğinden okunamamaktadır. Bununla beraber hanın Selçuklu Sultanı I.Alaaddin Keykubat zamanında 1232-1236 tarihleri arasında yapıldığı bilinmektedir. Bu han Konya Sultan Hanı’ndan daha büyük ölçüde olup, plan olarak ona benzemektedir.
Sultan Hanı’nın en büyük özelliği de burada bir bakıma sigorta sisteminin uygulanmış oluşudur. Hana gelen yolcular gecenin her saatinde içeri girebildikleri halde çıkışları sabahları belirli bir saatle sınırlıdır. Çıkış saati gelmeden önce yolcular beraberlerindeki eşyaları kontrol eder ve eksikleri bulunmuyorsa dışarı çıkarlardı. Ayrıca bu han vakıf olarak çalıştığı için yolcular üç gün ücret ödemeden kalır, üç günden sonra ücret öderlerdi. Burada hastalanan yolcular da iyileşinceye kadar burada ücretsiz kalırlardı.
Sultan Hanı dıştan kaleyi anımsatacak bir şekilde dikdörtgen planlı bir yapıdır. Girişi hanın batı yönündedir. Giriş kapısı kare kaideli yarım daire kulelerle korunmaktadır. Hanın anıtsal bir girişi vardır. Bu girişin üzerindeki kitabede;
“Elmülkü lillahüvelbaki, elvahidülkahhar, essultan, Essultanazam, şeyhinşahımuazzam, Gıyasüddin, veddeyle Kekkubad Bin Keyhüsrev kısmün emirül Mü’minin tarihi sene Selase mietün minbadil hicre” yazılıdır.
Bu anıtsal girişten kare planlı avluya girilmektedir. Bu avlunun üç tarafı yazlık kısmı ile dikdörtgen planlı kışlık kapalı bir kısımdan meydana gelmiştir. Kışlık kısmın girişi ayrı bir kapıdandır. Avluyu çevreleyen revakların arkasında odalar sıralanmıştır. Hanın doğudaki revağı dış duvarlara kadar uzanır. Burası aynı zamanda arabalık ve hayvanların barındığı yer olarak kullanılmakta idi. Avlunun güneyindeki Selçuklu üslubunda yapılmış anıtsal kapıdan kapalı büyük bir salona geçilir. Bu salon tonozlarla örtülmüş olup, merkezdeki tonozun üzerinde pandantiflere dayanan bir kubbe bulunmaktadır. Bu kubbenin kitabesinde fetih ayeti yazılıdır.
Avlunun ortasında küp şeklinde, kemerler üzerine oturan bir mescit bulunmaktadır. Bu mescidin güney cephesi geometrik ve çiçek motifleri ile kaplanmıştır. Ayrıca kemer yanlarından yukarıya doğru çıkıp birleşen ejder başları da portale ayrı bir görünüm vermektedir.
Hanın güneybatı köşesinde beş bölümlü daire planlı bir hamam bulunmaktadır. Avlunun sağındaki revaklı bölümden bu hamamın giriş holüne geçilmektedir. Hamam soyunmalık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir.
Hamam Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Karatay Hanı (Bünyan)
Kayseri Bünyan ilçesi, Elbaşı Bucağı Karadayı Köyü’ndedir. Karatay Hanı’nın kitabelerine göre; giriş bölümü Sultan I.Alaaddin Keykubat, avlu bölümü II.Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde (1240-1241) 1240 yılında tamamlanmıştır. Selçuklu dönemi tarihçilerine ve vakfiyesine göre de bu hanın kurucusu Atabey Emir Celaleddin Karatay’dır.
Karatay Hanı, XIII.yüzyıl başlarındaki Sultan Hanı plan şemasına göre yapılmıştır. Hanın kuzey yönünde görkemli bir girişi bulunmaktadır. Oldukça iri saç örgülü kuleler bu girişe daha görkemli bir görüntü vermiştir. Girişin üzerindeki kitabede de Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay tarafından yaptırıldığını belirten yazı bulunmaktadır.
Karatay Hanı çevresinde çeşitli mekanların bulunduğu avlulu kare bir bölüm ile bunun arkasında, dikdörtgen planlı, daha küçük ve kapalı bölümden meydana gelmiştir. Hanın tüm duvarları düzgün kesme taştan yapılmıştır. Ana duvarlar altısı köşelerde olmak üzere 18 kule ile desteklenmiştir. Giriş cephesindeki paye biçiminde örgülü kuleler ve yıldız biçimindeki köşe kuleleri, diğer cephelerde ise üçgen, sekizgen, dörtgen ve yuvarlak kesitli destek kuleleri bulunmaktadır.
Giriş cephesindeki portal dışa taşkın ve oldukça yüksektir. Bu kapı geometrik ve bitkisel motiflerin yanı sıra insan ve hayvan figürleri ile de dikkati çekmektedir. Bitkisel bezemenin arasına gizlenmiş olan bu figürlerin kökeninin Orta Asya Şaman geleneklerine dayalı koruyucu semboller oldukları düşünülmektedir. Girişin mukarnaslı bölümündeki bitkisel motifli bordürün ucunda karşılıklı iki aslan ve iki çıplak kadın kabartması ile üst üste insan ve boğa başları buraya yerleştirilmiştir. Duvara dayalı köşedeki sütunların iki yüzüne de kuş ve aslan kabartmaları, iç yüzüne Rumiler arasında ikişer siren kabarması yerleştirilmiştir. Giriş cephesindeki iki su oluğunun (çörten) biri kanatlı aslan, diğeri de iki boğa kabartması arasında çömelmiş insan şeklindedir.
Hanın 13 m. uzunluğundaki giriş eyvanının sonunda Hızır Köşkü’ne benzeyen bir yapı grubu bulunmaktadır. Sonradan burası türbe olarak düzenlenmiştir. Buradaki yıldız tonozlu çeşme eyvanının kemeri üzerinde mukarnaslı nişler içerisinde fil, aslan, boğa, ejder, kuş, tavşan gibi on beş küçük hayvan figürü de peş peşe sıralanmıştır. Ayrıca giriş eyvanının avluya yönelik kemeri ejderha başları ile sonuçlanan düğümlü geçme motifleri ile bezenmiştir.
Giriş eyvanının diğer tarafındaki kubbeli bölüm hanın mescididir. Mescidin geometrik ve bitkisel motifli bordürlerle kuşatılmış kapısı avlu cephesine açılmaktadır. Mescidin diğer yanındaki basamaklarla da Ezan Köşkü’ne çıkılmaktadır. Mescidin doğusundaki bir koridordan da hamam kısmına geçilmektedir. Bu hamam plan ve örgü sistemi yönünden Kayseri Sultan hanı’nın hamamına benzemektedir.
Hanın hol bölümü yedi nefli olarak düzenlenmiştir. Buradaki sivri kemerli, beşik tonozlu yan nefler daha yüksek olan orta nef tarafından kesilmektedir. Orta nefin merkezinde piramidal külahlı içten bir kubbe oturtulmuştur. Ayrıca bu orta nefin iki yanındaki nefler sekiler halinde yükselerek yolculara ayrılmıştır. En dıştaki nefler hayvanlara ayrılmıştır. Bunların önünde blok taştan yemlik ve yalaklar bulunmaktadır.
Bu han XIV.yüzyılda zaviye şekline dönüştürülmüştür. Kayseri Karatay Hanı’na ait 26 m uzunluğunda deri üzerine yazılı vakfiyesi Kayseri Müzesi’nde bulunmaktadır.
Vezir Han (Melikgazi)
Kayseri il merkezinde Kapalı Çarşı’nın güneybatı köşesinde bulunan Vezir Hanı’nı Sultan III.Ahmet döneminde Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1727 yılında yaptırmıştır.
Vezir Hanı üç bölümden meydana gelmiş, kesme taştan bir yapıdır. Han iç ve dış olmak üzere iki bölüme ayrılmaktadır. Ortadaki avlu çevresinde taş kemerlerin oluşturduğu revağın arkasına odalar sıralanmıştır. İki katlı olan hanın ikinci katına büyük taş merdivenlerle çıkılmaktadır.
Günümüzde bu han, halıcı, pamuk ve yüncü esnafının toplandığı çarşı olarak kullanılmaktadır.
Pamuk (Kapan) Hanı (Melikgazi)
Kayseri il merkezinde, Kapalı Çarşı’nın batısında bulunan bu han XV.yüzyılda, Osmanlı döneminde yapılmıştır. Pamuk Hanı’na ayrıca Pembe Han ve Kapan Hanı ismi de verilmiştir.
Han iki katlı kare planlı küçük bir yapıdır. Hanın dış duvarları kesme taştan, ara bölmeleri, tonozları moloz taştan yapılmıştır. Sivri kemerli, tonozlu giriş kapısından kare planlı açık bir avluya geçilmektedir. Bu avlunun etrafında iki kat halinde odalar sıralanmıştır. Değişik dönemlerde bir çok onarıma ve tadilata uğramış olup, orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.
Günümüzde bu han Pamukçular Çarşısı olarak kullanılmaktadır.
Cırgalan Hanı (Talas)
Kayseri Talas ilçesi Başakpınar Köyü’nde bulunan Cırgalan Hanı, Sultan I.Alaaddin Keykubat zamanında, XIII.yüzyılda yapılmıştır. Cırgalan Hanı günümüze harap bir durumda, yıkıntı halinde gelmiştir. Bu han yeterince incelenmemiş ve yayınlanmamıştır. Bununla beraber, Talas üzerinden geçen eski kervan yolunun bağlantı yerinde yapıldığı bilinmektedir.
Günümüze gelebilen kalıntılarından dış cephelerinin kesme taştan yapıldığı, bunun arkasındaki duvarların ise moloz taştan olduğu görülmektedir. Ancak bu hanın planını çıkarmak mümkün olamamıştır.
Hanlar Hanı (Talas)
Kayseri Talas, Harman Mahallesi’nde Harman Camisi’nin doğusundaki cadde üzerinde yer alan küçük bir handır. Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.
Han bugün tamamen özelliğini kaybetmiştir. Dıştan bakıldığı zaman bu yapının bir han olduğu da anlaşılmamaktadır. Han kesme taştan yapılmıştır. İç kısmında sivri kemerli bölümleri oluşturan mekanlar görülmektedir. Bununla beraber hanın planını çıkarmak mümkün olamadığı gibi kaynaklarda da ismine rastlanmamaktadır. Günümüzde kahve olarak kullanılan bu hanın doğusundaki arka bölümü de depo haline getirilmiştir.
Kayseri Saat Kulesi

Kayseri Melikgazi ilçesi, Cumhuriyet Meydanı’nın ortasında bulunan Saat Kulesi ve ona bitişik olan Muvakkithane Kayseri Mutasarrıfı Haydar Bey döneminde 1906 yılında yaptırılmıştır. Saat Kulesi’nin yapım masrafları Vilayet Muhasebe-i Hususiyesi tarafından karşılanmıştır. Saat Kulesi’nin mimarı bilinmemektedir.
Saat Kulesi’nin bitişiğindeki Muvakkithane’nin muvakkitlik için kullanılıp, kullanılmadığı da belli değildir. Bu yapı önce yakınındaki askerlik dairelerinin mübaya işlemleri için kullanılmış, daha sonra Belediye Turizm Bürosu olarak hizmet görmüştür. Atatürk 13 Ekim 1924’te Kayseri’ye ikinci gelişinde burada halkın dilek ve şikayetlerini dinlemiştir.
Saat Kulesi kare planlı, 10 m. yüksekliğinde olup, silmelerle üç kata bölünmüştür. Üzeri de piramidal çinko külah ile örtülüdür. Kesme taştan yapılmıştır. İçeriye doğu yönündeki yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir. İçerisi silindir şeklinde olup, ortadaki helezoni bir merdivenle saatin bulunduğu bölüme çıkılmaktadır. Merdivenin ortasında 30 cm. çapında yuvarlak bir açıklık bırakılmıştır. Buradan saatin kurularak çalışmasını sağlayan silindir şeklindeki madeni ağırlık sarkmaktadır. Kulenin dört yöne bakan saat kadranları bulunmaktadır. Saat Kulesinin üzerinde dört tarafta yönleri gösteren dört çubuk bulunmakta, bunun ortasında da rüzgarın yönünü gösteren bir ok işareti bulunmaktadır.
Kulenin kuzeybatı köşesine bitişik olarak yapılan ve kuzeyden bir kapı ile muvakkithane içerisine girilen saatçi odasının yanlarında sivri kemerli pencereler bulunmaktadır. Muvakkithanenin dört yan duvarının üzeri üçgen alınlıklar üzerine oturmuş çinko çatı ile örtülmüştür. Kesme taştan yapılan bu yapının duvarları arasına siyah taş bordürler yerleştirilmiştir.
Erciyes’ten peribacaları

Balon turlarına katılanlar, güneşin doğuşuyla birlikte Kapadokya Bölgesi�nin doyumsuz güzelliğini havadan izlemenin tadını alabiliyorlar.
Nevşehir’deki peribacalarından, Kayseri’deki Kapuzbaşı şelalelerine, Niğde’de bulunan Çiftehan Kaplıcaları’ndan, Kırşehir Seyfe Gölü Kuş Cenneti’ne kadar tarihi ve turistik yerler, ziyaretçilerin ilgisini bekliyor.
Kayseri’den Niğde’ye, Nevşehir’den Kırşehir’e Anadolu’nun güzellikleri... Tüf kayaların aşınmasıyla oluşan Nevşehir’deki peribacaları, büyüleyici bir güzelliğe davet ediyor. Kayseri’de Aladağlar Milli Parkı içindeki Kapuzbaşı Şelaleleri, uzunlukları 20 ile 60 metre arasında değişen 7 ayrı şelaleden oluşuyor. Niğde’deki Çiftehan Kaplıcaları, orta ve dar gelirli aileler için ekonomik seçenekler sunuyor. Sonbaharda yüz binlerce ördek ve leyleğin konaklama alanı olan Kırşehir’deki “Seyfe Gölü Kuş Cenneti”, kuş gözlemcilerinin ilgisini çekiyor.
Kayseri’de, Erciyes Kayak Merkezi kış ve yaz aylarında en çok tercih edilen mesire yerleri arasında yer alıyor. Yaz aylarında şehrin sıcağından bunalanlar, kent merkezine yakın olması nedeniyle özel araçlarıyla veya minibüslerle, Erciyes’e gitmeyi tercih ediyorlar. Kayak merkezinde bulunan telesiyej dört mevsim ziyaretçilere hizmet sunuyor.
Hafta sonu mangal eşliğinde piknik yapmak isteyenler ise Fuar Kültür merkezi veya Beştepeler Parkı’nı tercih ediyor. Beştepeler Parkı’ndaki mini hayvanat bahçesi özellikle çocukların ilgisini çekiyor.
Aladağlar Milli Parkı içinde bulunan doğa harikası Kapuzbaşı Şelaleleri, Yahyalı İlçesi’ne 76 kilometre uzaklıkta yükseklikleri 20 ile 60 metre arasında değişen 7 ayrı şelaleden oluşuyor.
Hacer Ormanları ve Zamantı Nehri kıyıları da doğa yürüyüşü yapmak isteyenlerce tercih ediliyor. Yapımı tamamlanan Yamula Barajı’nın çevresi de Kayseri için yeni bir mesire yeri...
Baraj gölünde düzenlenen tekne turları da yaz aylarında ilgi görüyor.
Kayseri’de Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma çok sayıda tarihi eser bulunuyor. M.Ö 2 binli yıllarda Asurluların yaşadığı Kültepe Höyüğü’nde, 1948 yılında başlayan kazılar devam ediyor.
PERİBACASIYLA ÜNLÜ NEVŞEHİR
Türkiye’nin en önemli turizm merkezleri arasında yer alan Nevşehir’de, tüf kayaların aşınmasıyla ortaya çıkan peribacaları, turistleri büyüleyici bir güzelliğe davet ediyor.
Göreme Açıkhava Müzesi, Zelve Örenyeri, Paşabağları, Uçhisar Kalesi, Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirleri en çok ziyaret edilen turistik ve tarihi yerler arasında bulunuyor.
Avanos İlçesi’nde bulunan çanak ve seramik atölyeleri de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
Sabah erken saatlerde düzenlenen balon turlarına katılanlar, güneşin doğuşuyla birlikte Kapadokya Bölgesi’nin doyumsuz güzelliğini havadan izlemenin tadını alabiliyorlar. Bölgede bulunan çok sayıdaki kayadan oyma tarihi kilisede özellikle yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
Nar Beldesi’ndeki Ilıca Parkı, Damsa Barajı, Kızılırmak kıyıları ve Gülşehir ilçesindeki parklar da halkın en çok gittiği mesire yerleri arasında bulunuyor.
Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi’nde bulunan Hacı Bektaş Türbesi ve müzesini görmeye gelen ziyaretçiler, “suyu kutsal sayılan” Aslanlı Çeşme’ye uğramayı ihmal etmiyor.
NİĞDE
Niğde’de Aladağlar ve Bolkar Dağları’nda, dağcılık ve yürüyüş sporları açısından oldukça cazip bölgeler bulunuyor. Yılda 300 bin kişiye hizmet veren Çiftehan Kaplıcaları, orta ve dar gelirlilerin de gidebileceği ekonomik seçenekler sunuyor.
Kapadokya yöresinin en güzel ve en sağlam fresklerine sahip Gümüşler Manastırı’nda bulunan “gülen Meryem Ana” freski, ilgi çekiyor. Alaaddin Cami ile Hüdavend Hatun Türbesi, Selçuklu döneminden kalma kıymetli eserler arasında... Bahçeli Kasabası’ndaki Roma Havuzu, Kemerhisar’da bulunan Roma döneminden kalma su kemerleri, Niğde’de görülmeye değer tarihi yerlerden sadece birkaçı
Niğde’de Kayardı Bağları Mesire Alanı, Fertek Fatih Parkı, BahçeliGezi ve Mesire Alanı, Elmaderesi yürüyüş gezi ve mesire alanı, Gebere Barajı Mesire Alanı, Gümüşler Barajı Mesire Alanı, Keten Çimen Mesire Alanı, Demirkazık Gezi ve Mesire Alanı ve Darboğaz-Meydan Gezi ve Mesire Alanları gibi çok sayıda günübirlik gidilebilen yer, ziyaretçilerini bekliyor.
Eski Niğde şehrinin bulunduğu tepeyi çevreleyen üç surla çevrili kale ise şehrin adeta sembolü olarak meraklılarını selamlıyor.
KUŞ CENNETİNİ BARINDIRAN KIRŞEHİR
Ahilik teşkilatının kurucusu olarak bilinen Ahi Evran’ın türbesinin bulunduğu Kırşehir’de, Cacabey Medresesi kentin en önemli tarihi eserlerinden biri sayılıyor.
Kent merkezine 1 kilometre uzaklıktaki Terme Kaplıcaları’nın bulunduğu bölgede, 3 yıldızlı 2 otel hizmet veriyor. Mucur İlçesi’nde ve merkeze bağlı Dulkadirli Beldesi’nde yeraltı şehirleri bulunuyor.
Sonbaharda yüz binlerce ördeğin ve leyleğin konaklama alanı halinegelen Seyfe Gölü Kuş Cenneti de özellikle kuş gözlemcilerinin ilgisini çekiyor.
Kaman ilçesi yakınlarındaki Kalehöyük’te ise Japonlar araştırmacılar tarafından 19 yıldan beri süren kazı çalışmaları devam ediyor. Bölgede kazı ekibince kurulan Japon Bahçesi de yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geliyor.
Kırşehir’de Hirfanlı Barajı, Toklumen Barajı ve Çuğun Barajı da hafta sonları piknik yapmak isteyenlerin, tercih ettikleri gözde merkezler arasında yer alıyor.
28 Nisan 2007 Cumartesi
KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI

KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MEHMET ÖZHASEKİ’NİN BİYOGRAFİSİ1957 yılında Kayseri’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamladı. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. O günkü siyasi şartlar ve öğrenci olayları sebebiyle buradaki eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı ve ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Buradan mezun olduktan sonra, Avukatlık stajını Kayseri Adliyesi’nde yaptı. 1980 sonrasında 10 yıl kadar sosyal amaçlı vakıf ve derneklerin kuruluşunda görev aldı. Kayseri’de ilk aşevi faaliyeti, öğrencilere karşılıksız burslar ve kış aylarında yakacak fonu gibi faaliyetlerin içinde bulundu. 27 Mart 1994 mahalli seçimlerinde Melikgazi Belediye Başkanlığı’nı kazandı. 23 Haziran 1998 tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan seçimle Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na getirildi. 18 Nisan 1999 yerel seçimlerinde yeniden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde %70.2 gibi rekor bir oyla 3. kez Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilen Mehmet Özhaseki, geliştirdiği Kayseri Modeli Belediyecilik ile Türkiye’ye örnek oldu. Halen Tarihi Kentler Birliği Başkanlığı ve Türk Belediyeler Birliği Başkan Yardımcılığı görevlerini de yürüten Başkan Özhaseki evli ve 4 çocuk babası.Başkan Özhaseki, İngilizce ve Arapça biliyor.
Yöresel Yemekler /Kayseri Mutfagi
Yöresel Yemekler /Kayseri Mutfagi
Bu ay ki etkinligimizin konusu, Sevgili Olsai`nin sectigi "Yöresel Yemekler" ,Saray mutfagindan sonra Yöresel yemekleri`de, yakindan taniyabilecegimi bilmek, inanilmaz keyifli ve mutluluk verici.Sectigi güzel konu ve Ev sahipligi icin cok tessekkür ediyor ve sevgili Olsai`ye kolayliklar diliyorum.Bu konu icin ,gectigimiz Ekim`de, kuzenimle arkadasimi ziyaret etmek icin gittigim, mutfagina hayran kaldigim,Mantilari,pekmez,pastirma,ceviz sucugu,gliaboru tursusu ile meshur olan Kayseri mutfagini sectim.Güzel dostum Haticenin bizi iftar icin götürdügü Begendik magazasi`nda, yaptigimiz iftar gözümde canlandi.Bir kasikta bir sürü mantinin olabilecegini, minik mantilari ilk defa orda görmüstüm.Arkadasimin anlattigina göre; eskiden Kayinvalideler ogullarina kiz begenirlerken,gelin adayinin mantiyi nasil yaptigina bakiyorlarmis.Orta okuldayken ,annesinin haftasonlari neden manti yaptirdigini daha iyi anlamis oldum :). Güzel günleri hatirlamak ve nette Kayseri hakkinda daha fazla bilgi edinmeye calisirkenMimar Sinanin`da Kayseri`li oldugunu bilmek cok mutlu etti beni.Manti disinda, kayseri mutfagina ait neler yapabilirim diye düsünürken,corbayi cok seven kardesimi düsünerek Kesme corba/Aş makarna ile Pazar günü bize gelen, abim ve kuzenlerime ikram edebilmek icin "Tandir Böregi" hazirladik.
Kesme corba ;minik köfteler icin;-250 gr kiyma-1/2 cay kasigi karabiber-1 cay kasigi tuzEriste hamuru icin;-2 su bardagi un *-1 yumurta-1 cay bardagi su-tuzdiger malzemeler;-1 corba kasigi tereyag-2 orta boy sogan-1.5 bardagi su *-1.5 bardagi yogurt-1 tatli kasigi tuz-7 su bardagi suservis icin;-kuru nane ve zeytin yagi
Hazirlanisi;
Kiyma malzemlerini bir kapta karisitirip,findiktan biraz daha ufak olcak sekilde köfteler hazirlayin.
Eriste hamuru icin(bu kismini annem yapti) ;malzemler ile kulak memesi yumusakligindan biraz daha sert olan bir hamur yogurup,Hamuru oklava ile acip, unlayin, ikiye katlayin. İki parmak genisliginde seritler kesin ve daha sonra bu seritleri kibrit çöpü kalinliginda ufak ufak kesin.Hamuru tel süz gece koyup yavasca üzerindeki unlari eleyin.
Teflon tavada sogan ile yagi kavurun. Üzerine 7 su bardağı suyu ilave edin, ve kaynatın. Kaynadıktan sonra köfteleri ve hamuru yavas yavas ilave edin, karistirip 15 dakika kadar pisirin. Tuz ile cirpilmis su+yogurdu(ayran)`i yavasca karistirarak corbaya ilave edin.Bir-iki dk daha kaynatip ocaktan alin.
Servis icin,zeytin yaginda kuru naneyi kavurup üzerine ilave edin.
*kullandigim tüm su bardagi ölcüleri 200 ml.
afiyet olsun..
TANDIR BÖREGiHamur icin ;
-8 su bardagi un
-3 su bardagi su
-4 yemek kasigi zeytin yagi
-2 yemek kasigi yogurt
-250 gr tereyag (eritilmis)
-2 yemek kasigi tahin
-2 kahve kasigi tuz
Harci icin;
-500 gr kiyma
-2 orta boy sogan
-yarim demet maydanoz
-2 yemek kasigi zeytin yagi
-1 cay kasigi kirmizi pul biber
-1.5 tatli kasigi tuz
-1 yumurta ve cörek otu
Hazirlanisi;
tahin ve yag haric tüm malzeme ile(un ve tuz birlikte elenerek) yumusak bir hamur hazirlayin.
üc parcaya ayirip her birini yuvarlak hale getirin,Hamurlari unlanmis bir masada oklava ile yarim cm kalinliginda ve 40 cm capindaResimdeki gibi acin.
eritilmis ve sogumus olan tereyagini tahinle iyice karistirip bölüstürerek,üc Hamura firca ile sürün ve rulo seklinde sarip kendi cevresinde döndürerekSpiralbicimde sarin.Hamurlari bir kaba dizip üzerini strec filmle kapayarak,buzdolabinda 1-2 saat dinlendirin.
Harci icin sogan ve maydanozlari incecik kiyin,Zeytin yagini tavada kizdirip soganlari ilave edin ve pembelesinceye kadar kavurun.Kiyma,tuz,biberi ekleyip karistirarak 5 dk kavurun.Maydanozlarida ekleyip atesten alin.(sogumaya birakin)
dinlenmis hamurlari,unlanmis masada oklavayla yarim cm kalinliginda büyük firin tepsiniz icin acin,yaglanmis tepsinize ilk katini serip üzerine harcin yarisini ilave edin,diger hamuru acip ayni islemi tekrarlayin,ucuncu olarak actiginiz hamuru üzerlerine kaplayip tepsiden tasan hamurlari kesin
yumurta sürüp cörek otu serpin ve önceden isitilmis 180 derecelik firininizda yaklasik 35 dk üzerleri kizarana kadar pisirin.
Afiyet olsun,
önümüzdeki bir hafta icin iyi bir baslangic ve kolayliklar diliyorum...
Bu ay ki etkinligimizin konusu, Sevgili Olsai`nin sectigi "Yöresel Yemekler" ,Saray mutfagindan sonra Yöresel yemekleri`de, yakindan taniyabilecegimi bilmek, inanilmaz keyifli ve mutluluk verici.Sectigi güzel konu ve Ev sahipligi icin cok tessekkür ediyor ve sevgili Olsai`ye kolayliklar diliyorum.Bu konu icin ,gectigimiz Ekim`de, kuzenimle arkadasimi ziyaret etmek icin gittigim, mutfagina hayran kaldigim,Mantilari,pekmez,pastirma,ceviz sucugu,gliaboru tursusu ile meshur olan Kayseri mutfagini sectim.Güzel dostum Haticenin bizi iftar icin götürdügü Begendik magazasi`nda, yaptigimiz iftar gözümde canlandi.Bir kasikta bir sürü mantinin olabilecegini, minik mantilari ilk defa orda görmüstüm.Arkadasimin anlattigina göre; eskiden Kayinvalideler ogullarina kiz begenirlerken,gelin adayinin mantiyi nasil yaptigina bakiyorlarmis.Orta okuldayken ,annesinin haftasonlari neden manti yaptirdigini daha iyi anlamis oldum :). Güzel günleri hatirlamak ve nette Kayseri hakkinda daha fazla bilgi edinmeye calisirkenMimar Sinanin`da Kayseri`li oldugunu bilmek cok mutlu etti beni.Manti disinda, kayseri mutfagina ait neler yapabilirim diye düsünürken,corbayi cok seven kardesimi düsünerek Kesme corba/Aş makarna ile Pazar günü bize gelen, abim ve kuzenlerime ikram edebilmek icin "Tandir Böregi" hazirladik.
Kesme corba ;minik köfteler icin;-250 gr kiyma-1/2 cay kasigi karabiber-1 cay kasigi tuzEriste hamuru icin;-2 su bardagi un *-1 yumurta-1 cay bardagi su-tuzdiger malzemeler;-1 corba kasigi tereyag-2 orta boy sogan-1.5 bardagi su *-1.5 bardagi yogurt-1 tatli kasigi tuz-7 su bardagi suservis icin;-kuru nane ve zeytin yagi
Hazirlanisi;
Kiyma malzemlerini bir kapta karisitirip,findiktan biraz daha ufak olcak sekilde köfteler hazirlayin.
Eriste hamuru icin(bu kismini annem yapti) ;malzemler ile kulak memesi yumusakligindan biraz daha sert olan bir hamur yogurup,Hamuru oklava ile acip, unlayin, ikiye katlayin. İki parmak genisliginde seritler kesin ve daha sonra bu seritleri kibrit çöpü kalinliginda ufak ufak kesin.Hamuru tel süz gece koyup yavasca üzerindeki unlari eleyin.
Teflon tavada sogan ile yagi kavurun. Üzerine 7 su bardağı suyu ilave edin, ve kaynatın. Kaynadıktan sonra köfteleri ve hamuru yavas yavas ilave edin, karistirip 15 dakika kadar pisirin. Tuz ile cirpilmis su+yogurdu(ayran)`i yavasca karistirarak corbaya ilave edin.Bir-iki dk daha kaynatip ocaktan alin.
Servis icin,zeytin yaginda kuru naneyi kavurup üzerine ilave edin.
*kullandigim tüm su bardagi ölcüleri 200 ml.
afiyet olsun..
TANDIR BÖREGiHamur icin ;
-8 su bardagi un
-3 su bardagi su
-4 yemek kasigi zeytin yagi
-2 yemek kasigi yogurt
-250 gr tereyag (eritilmis)
-2 yemek kasigi tahin
-2 kahve kasigi tuz
Harci icin;
-500 gr kiyma
-2 orta boy sogan
-yarim demet maydanoz
-2 yemek kasigi zeytin yagi
-1 cay kasigi kirmizi pul biber
-1.5 tatli kasigi tuz
-1 yumurta ve cörek otu
Hazirlanisi;
tahin ve yag haric tüm malzeme ile(un ve tuz birlikte elenerek) yumusak bir hamur hazirlayin.
üc parcaya ayirip her birini yuvarlak hale getirin,Hamurlari unlanmis bir masada oklava ile yarim cm kalinliginda ve 40 cm capindaResimdeki gibi acin.
eritilmis ve sogumus olan tereyagini tahinle iyice karistirip bölüstürerek,üc Hamura firca ile sürün ve rulo seklinde sarip kendi cevresinde döndürerekSpiralbicimde sarin.Hamurlari bir kaba dizip üzerini strec filmle kapayarak,buzdolabinda 1-2 saat dinlendirin.
Harci icin sogan ve maydanozlari incecik kiyin,Zeytin yagini tavada kizdirip soganlari ilave edin ve pembelesinceye kadar kavurun.Kiyma,tuz,biberi ekleyip karistirarak 5 dk kavurun.Maydanozlarida ekleyip atesten alin.(sogumaya birakin)
dinlenmis hamurlari,unlanmis masada oklavayla yarim cm kalinliginda büyük firin tepsiniz icin acin,yaglanmis tepsinize ilk katini serip üzerine harcin yarisini ilave edin,diger hamuru acip ayni islemi tekrarlayin,ucuncu olarak actiginiz hamuru üzerlerine kaplayip tepsiden tasan hamurlari kesin
yumurta sürüp cörek otu serpin ve önceden isitilmis 180 derecelik firininizda yaklasik 35 dk üzerleri kizarana kadar pisirin.
Afiyet olsun,
önümüzdeki bir hafta icin iyi bir baslangic ve kolayliklar diliyorum...
20 Nisan 2007 Cuma
kayseri TARİHİ EVLER
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Tavukçu Mahallesi'nde bulunan Kayseri mimarisiyle yapılmış 8 tarihi evi restore ettirip, turizmin hizmetine sunacak.
Büyükşehir Belediyesi Fen Daire Başkanı Ali Hasdal, yaptığı açıklamada, Kayseri'nin eski yerleşim merkezlerinden olan Tavukçu Mahallesi'nde bulunan ve Kayseri mimarisiyle inşa edilmiş 8 evin kamulaştırıldığını söyledi.
Birçoğu harabe durumda olan evlerin restorasyon işinin 2006 yılı sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Hasdal, şöyle konuştu:
''Tavukçu Mahallesi'ndeki 8 tarihi evin restorasyonu için bir süre düzenlediğimiz ihaleyi, müteahhit Erdoğan Uyanık kazanmıştı. 3 milyon 234 bin YTL bedelli ihalede 8 tarihi ev, aslına uygun restore edilecek. Evlerin araştırma kazıları ve temizlik çalışmalarına başlandı. İhaleyi alan firma, 2006 yılı sonuna kadar evleri restore edip, belediyeye teslim edecek.''
Tarihi evlerin turizm amaçlı değerlendirileceğini belirten Hasdal, şunları kaydetti:
''Tarihi evler, Kayseri mimarisinin özgün tarzını yansıtıyor. Restorasyon işlemi tamamlandıktan sonra bu evleri turizm amaçlı değerlendireceğiz. İçerisinde kafeterya, lokanta, misafirhane ve atölyelerin de yer alacağı evlerde Kayseri nostaljisi yaşatılacak. Bu tarihi dokuyu orjinaline uygun şekilde gelecek nesillere aktaracak olmak, bizleri sevindiriyor.''
Büyükşehir Belediyesi Fen Daire Başkanı Ali Hasdal, yaptığı açıklamada, Kayseri'nin eski yerleşim merkezlerinden olan Tavukçu Mahallesi'nde bulunan ve Kayseri mimarisiyle inşa edilmiş 8 evin kamulaştırıldığını söyledi.
Birçoğu harabe durumda olan evlerin restorasyon işinin 2006 yılı sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Hasdal, şöyle konuştu:
''Tavukçu Mahallesi'ndeki 8 tarihi evin restorasyonu için bir süre düzenlediğimiz ihaleyi, müteahhit Erdoğan Uyanık kazanmıştı. 3 milyon 234 bin YTL bedelli ihalede 8 tarihi ev, aslına uygun restore edilecek. Evlerin araştırma kazıları ve temizlik çalışmalarına başlandı. İhaleyi alan firma, 2006 yılı sonuna kadar evleri restore edip, belediyeye teslim edecek.''
Tarihi evlerin turizm amaçlı değerlendirileceğini belirten Hasdal, şunları kaydetti:
''Tarihi evler, Kayseri mimarisinin özgün tarzını yansıtıyor. Restorasyon işlemi tamamlandıktan sonra bu evleri turizm amaçlı değerlendireceğiz. İçerisinde kafeterya, lokanta, misafirhane ve atölyelerin de yer alacağı evlerde Kayseri nostaljisi yaşatılacak. Bu tarihi dokuyu orjinaline uygun şekilde gelecek nesillere aktaracak olmak, bizleri sevindiriyor.''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
